01 03 2011

10.Sınıf Edebiyat 2010 - 2011 Sezon 87 - 106 arası cevaplar

Sayfa 87

Nazım birimleri beyittir.
İkisinde de tasavvufi halk şiiri geleneği görülür.
Sanatsal kaygı ikinci planda tutulmuş, daha çok tasavvuf düşüncesini ve dinsel değerleri yayma amacı güdülmüştür. Bu yönüyle bu tür şiirlerde didaktik unsurlar ağır basmaktadır.
Arapça ve Farsça sözcükler kullanılmıştır.
Allah ve Peygamber aşkı coşkulu biçimde ifade edilmiştir.
İkisi de ahenklidir.(Kafiye,redif,ölçü ve her türlü ses benzerliği)
Dini-tasavvufi halk şiiri nazım türleridir.
Halkın anlayabileceği sade ve yalın bir dille yazılmışlardır.

15.
Dörtlükler halinde yazılmışlardır.
İkisi de hece ölçüsüyle yazılmıştır.
Düz kafiye kullanılmıştır.
Tasavvufi halk şiiri geleneğine bağlıdırlar.
Sanatsal kaygı ikinci planda tutulmuş, daha çok tasavvuf düşüncesini ve dinsel değerleri yayma amacı güdülmüştür. Bu yönüyle bu tür şiirlerde didaktik unsurlar ağır basmaktadır.
Ahenkli ve yalın bir söyleyişleri vardır.
Dönemlerinin dil özelliklerini yansıtırlar.
Tasavvufi ögelere yer verilmiştir.
16) Yunus Emre ve Abdal Musâ'nın şiirleri Anadolu'daki ilk mutasavvıf olan Ahmet Yesevi'nin başlattığı dini-tasavvufi halk şiiri geleneğinin devamıdır.
17. 4.ve 5. metinler Hakaniye Lehçesinin 1.ve 3. metinler ise Oğuz Türkçesinin özelliklerini yansıtmaktadır.Yunus Emre ilahisinde "ben" zamiri Ahmet Yesevi'nin hikmetinde "min" şeklini almıştır.
Hakaniye Lehçesinde bulunma hal eki olan "de" "dın" şeklinde Oğuz Türkçesinde ise "da" (sertleşmeye uğramayarak) şeklindedir.
Oğuz Türkçesinde yönelme hali olan "-e-a" yine "-e,-a" şeklinde;fakat Hakaniye Lehçesinde "-ga,-ka" şeklindedir.

Bu iki şive arasındaki farklılıkların sebebini Kaşgarlı Mahmut şöyle açıklar:
11. yüzyılda kaşgarlının hakaniye türkçesinden sonra oğuz türkçesini ikinci bir şive olarak gösterir. Kaşgarlı bu iki şive arasındaki farklılıkları net bir biçimde ortaya koyabilmek için, oğuz türkçesine karşılık hakaniye Türkçesi ile birlikte de Türk dili tabirini kullanımıştır. Dîvânü Lugât’it Türk’ün birçok yerinde bir kelime izah edilirken, “Türkler böyle derken oğuzlar ise şöyle der” diyerek bu farklılığı ortaya koymuştur.

Kaşgarlıya göre oğuz Türkçesi zmresine sahip olanlar: “Kıpçak”, “yemek”, “peçenek”, ve “Bulgar” şiveleridir. Oğuzlar Farslılarla çok karıştıklarından Türkçe kelimeleri unutup Farsça kelimeler kullanmaya başlamışlardır. Kaşgarlı’ya göre , oğuzlar diğer Türk boylarından ziyada daha fazla İran medeniyetinin esiri altında kalmışlardır.

17)Tasavvuf düşüncesini,İslamiyet'in mesajlarını halka daha kolay ulaştırmak ezberlenmesi ve akılda tutulması daha kolay olduğu için duygu ve düşüncelerini ifade etmek için şiir türünü seçmişlerdir.
18) Abdal; Türk tasavvufunun daha radikal formlarında karşılaşılan en üst mânevî mertebenin bir adıdır.Bir abdal Allah hariç dünyadaki her şeyden vazgeçmiş kişidir. Abdallık mertebesine ermiş kişi hakikatın mutlak ve doğrudan bilgisine erişebilmektedir. Toplumsal bir şahsiyet olarak abdal zayıf, ezilmiş ve baskı altında olanlara yardım elini uzatan, ve dinsizlere (kâfirlere) karşı mücadele veren bir otoritedir.

Abdallar, Anadolu'da, Türkmen ve yerli anadolu halklarının yerel inançlarıyla bezeli Anadolu islamının yayılmasına öncülük etmiştir.

SAYFA 88
19.
AHENK UNSURLARI
Ölçü: Aruz ölçüsü (fâilâtün/ fâilâtün/ fâilâtün/ fâilün)
Uyak: "ân" zengin uyak
Redif: ""um merhaba" rediftir."um" iyelik eki, merhaba kelime halinde redif
Sese dayalı edebi sanatlar: İlk beyitte "a" sesinin tekrarıyla asonans ; 2.mısrada "b" sesinin tekrarıyla aliterasyon, merhaba'ların tekrarıyla tekrir sanatı yapılmıştır.
2.beyit ilk mısrada "l ve n" seslerin tekrarıyla aliterasyon
ikinci mısrada "m" sesinin tekrarıyla aliterasyon
3.beyit ilk mısrada "l" sesinin tekrarıyla aliterasyon
ikinci mısrada "m,n" seslerinin tekrarıyla aliterasyon
4.beyitte "m ,n" seslerinin tekrarıyla alitereasyon
5. beyitte "m,n" seslerinin tekrarıyla aliterasyon

YAPI UNSURLARI:
Nazım birimi: beyit
Nazım birimi sayısı: 5
uyak şeması: aa/ba/ca/da/ea
Tema: BEŞERİ AŞK (ya da sevgili)(Her mutasavvıf her şiirinde ilahi aşk işleyecek diye bir kaide yok.
Nazım Türü: NEFES

20:
1.beyit: Şair sevgilisine seslenerek ona hoş geldin diyor.
2.beyit: Şair sevgilisinin güzelliğini överek ona merhaba diyor.
3.beyit: Şair bu beyitte Peygamberimizin bir hadisine telmihte bulunuyor, peygambere sevgilerini belirtiyor.
4.beyit: Şair sevgilisinden başkasını gönlüne layık bulmadığını belirtiyor.
5.beyit: Şair sevgilisinin kendisinin halini sorarak ona merhaba dediğini söylüyor.

SAYFA 89
NESİMİ
14.yüzyılda yaşamış mutasavvıf bir şairdir.
Azerini Türkçesini kullanmıştır.
Dili oldukça sadedir.
Şiirleri son derece liriktir.
Divan'ı vardır.
Ayrıca tuyuğları da önemlidir.
Hurufilik inancına bağlıdır.
İnançlarının kurbanı olmuştur.

22.Bu metinlerin yazılış amacı İslamiyet'in değerlerini halka öğretmeye çalışmaktır.13.ve 14.yüzyılda Anadolu'da tasavvuf düşüncesi hakimdir.

23.

Tasavvufi tema ve konuların işlenmiştir.
Yol gösterici, aydınlatıcı ve telkin edici özelliktedirler.
Tasavvuf geleneğini yansıtan söz ve söz grupları kullanılmıştır.
Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamalar görülür.
Dil Aşık edebiyatına göre ağır, Divan edebiytına göre sadedir.

24.Kendi duygularınızı belirtiniz.

ANLAMA-YORUMLAMA
1.İLAHİ:
Allah aşkı coşkulu biçimde ifade edilmiştir.
Beyitle yazılmıştır.
Tasavvuf anlayışını yansıtan kelime ve kelime grupları kullanılmıştır.
Dil açık, anlaşılır ve sadedir.
Düz kafiye örgüsü kullanılmıştır.
Oğuz Türkçesinin dil özelliklerini yansıtır.

NEFES
Bektaşi şairlerinin yazdığı tasavvufi şiirlerdir.
Genellikle, nefeslerde tasavvuftaki Vahdet-i Vücud felsefesi anlatılır.
Bunun yanında Hz. Muhammed (S.A.V) ve Hz. Ali (R.A) için övgüler de söylenir.
Nazımbirimi dörtlüktür.
Düz kafiye örgüsü görülür.
Hece ölçüsüyle yazılırlar.

GAZEL
Beyitlerle yazılmıştır.
Aruz ölçüsü kullanılmıştır.
aa/ba/ca/da/ea kafiye düzeni vardır.
Tasavvuf geleneğinin izleri görülür.
Makta beytinde şairin adı geçer.
İlk beyitine matla; en güzel beyitine beytü'l gazel denir
2.Her döneme hitap eden bir şair olması.
Şiirlerini duru bir Türkçe yazması
Allah aşkını çok lirik bir biçimde ifade etmesi
İnsana, insanlığa ve insan değerine genişçe yer vermesi
Dilinin arılığı, anlatımının şiirsel gücü, dinsel inancındaki içtenliği, aşk, ölüm gibi evrensel şiir konularını etkileyici biçimde anlatışı
Verdiği mesajların evrensel olması, geçerliliğini yitirmemesi gibi sebeplerden Yunus Emre günümüzde de zevkle okunmaktadır.
3. Hoşgörü ve sevgi gibi evrensel değerlere sahip olmalarıdır.
4. Irk, din, dil ayrımı yapmadan tüm insanları kucaklayan hoşgörü ve sevgi anlayışı kin ve nefretin, şiddetin ,kavgaların ve savaşların yok olmasını sağlar.

SAYFA 90
DEĞERLENDİRME
1) 13.ve 14.yüzyıllarda Oğuz Türkçesiyle yazılmış Anadolu'daki ilk şiirlerin genel özellikleri:
-Bu asırlarda Oğuz Türkçesiyle yeni bir şiir anlayışı oluşmaya başlamıştır.
-Tasavvuf inanışı şiirlerin başlıca konu ve temaları olmuştur.
-Şiir düşünceleri yaymak için bir araç olarak kullanılmıştır.
-Hem hece hem de aruz ölçüsü kullanılmıştır.
-Tasavvuf geleneğini yansıtan söz ve söz grupları kullanılmıştır.
-Şiir dili yalın ve sadedir.
-Dörtlük ve beyit nazım birimleri kullanılmıştır.
-İlahi, nefes,şathiye, gazel gibi nazım biçimleri/türleri kullanılmıştır.
-Şiirlerde coşkun bir lirizm görülür.

2)(D)
3)(D)
4)(Y)
5) nefes
6) ilahi
7)(A)
8) (B)

SAYFA 91-109 SAYFALAR ARASI CEVAPLARI
B.OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLER
HAZIRLIK
Alp Moğolca kökenli Türkçe kelime olup yiğit, kahraman manasına gelir. Eren ise muhtemelen er kelimesinden türemiş bir Türkçe kelime olup, önceleri alp kelimesine yakın mânâda kullanılmış, sonradan ermiş kişi veya irfan sahibi kişi kastedilerek kullanılmaya başlamıştır. Alp Eren denince kastedilen ise hem bileği kuvvetli hem de gönlü zengin kişidir. çevresi tarafından örnek alınacak, fedakâr, hamiyetli ve benzeri mümtaz vasıfları kendinde toplayan idealist kişidir alperen.

Danişmentoğulları Beyliği:
Orta Anadolu'da kurulmuş bir Türk Beyliğidir. Anadolu'nun hakimiyeti için Anadolu Selçukluları ile uzun yıllar hakimiyet savaşları yapmışlardır. Devletin kurucusu Büyük Selçuklu Devletinin sultanlarından Melikşah'ın kumandanlarından Danişment Gazidir. Danişment Gazi 1080 yılında Sivas'ı ele geçirerek burada kendi beyliğini kurmuştur. Emir Danişment Haçlılara karşı da savaşmıştır. Ayrıca beyliğinin sınrlarını Amasya, Bayburt ve Malatya'ya kadar da genişletmiştir. Danişment Gaziden sonra yerine geçen oğlu Emir Gümüştekin ise Ermenilere karşı kazandığı zaferler ve en ünlü Haçlı reisi Bohemund'u esir edip Niksar Kalesine tıkmasıyla, müslüman dünyasında efsane olmuştur. Danişmentoğulları beyliğine, sürekli savaş halinde oldukları anadolu selçukluları son vermişlerdir. 2.Kılıçarslan 1175 yılında Sivas, Tokat, Niksar ve Amasyayı arka arkaya fethederek bu devlete son vermiştir.
Toplum bünyesinde kalıcı izler bırakan kahramalık hikayeleri geçmişte yaşanılan güzel işleri hatırlatır, bu/toplum bilincini tazeleyip birlik ve beraberliğin tesis edilmesinde önemli katkılar sağlar.

ŞEYHOĞLU MUSTAFA:
Şeyhoğlu Sadreddin Mustafa, XIV. yüzyılın şöhretli mesnevi şairlerindendir. 1340 yılında doğmuş ve muhtemelen 1409 yılından önce ölmüştür. Ölüm tarihi kesin olarak bilinemeyen Şeyhoğlu, Germiyan Beyliği sınırları içinde yaşamış, Germiyan beyi Süleyman Şah'ın ölümünden sonra Yıldırım Bayezid'in yanına gelmiş, Osmanlı sarayına intisap etmiştir. Şeyhoğlu'nun Farsça'dan yaptığı tercümeler çoktur. Fakat onu meşhur eden asıl eseri "Hurşiûdnâme"sidir. Bu eser, mesnevi tarzında yazılmış bir aşk ve macera romanıdır. Önce Germiyan Bey'i Süleyman Şah'a, sonra Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid'e sunulmuştur.Hurşidnâme'nin kahramanlarından Hurşid, Iran ŞahıSiyavuş'un kızı, Ferahşâd ise batılı bir şehzadedir.Şeyhoğlu'nun diğer önemli bir eseri "Kenzü'l Küberâ'dır. Bir çeşit siyasetname olan bu eser padişahların, beylerin, vezirlerin ve kadıların tutumlarını, görev ve sorumluluklarını anlatır.

SAYFA 93
1.Halife'nin Bağdat'ta çıktığı avda kulağı ve burnu kesik bir adam görmesi
Adamın kendisini Esatur Kayser'in bu hale getirdiğini söylemesi
Halife'nin Esatur Kayser'e savaş açması, Malatya'ya gelmesi
Savaşın başlaması,Seyit Battal'ın gösterdiği kahramanlıklar
Esatur Kayser'in yenilmesi
Kayser'in barış istemesi ve yeniden Malatya'ya dönülmesi
2. Kişiler: Seyit Battal, Halife,Esatur Kayser, Süheyl, Seyyid Hazret, Emir Ömer, Daniyal,Anişin Gazi, Büyücü Harus, Şemmas Pir,Güzende Cazu...
Zaman: "Bir gün, ertesi gün,sonra, o dem" gibi belirsiz zaman ifadeleri..."

Mekan: " Rum,Malatya şehri,Cebel Dağı, Bağdat,meydan, " gibi mekanlar...
3. Metinde Seyyid Battal ve Esatur Kayser tip, diğerleri karakterdir.Çünkü bunlar eserden esere özellikleri değişmeyen,bu/ tavır ve davranışları belirli olan kişilerdir.Seyyid Battal Gazi ve Kayser olay örgüsünün ana kahramanları diğerleri ise yardımcı karakter işlevine sahiptirler.

SAYFA 94
4. Metinde mekan adlarında tasvirlerle anlatım yoktur.Bunlar sadece olayların yaşandığı mekan isimleri olarak kullanılmıştır.mekan/ isimleri olay örgüsünde olayların geçtiği yeri anlatma işlevine sahiptir.
5.Metinde belirli zaman ifadeleri yoktur.Giriş bölümündeki açıklayıcı bilgilerden hareketle metnin olay örgüsünün 8.yüzyılda yaşandığı söylenebilir.
6.Metnin teması Battal Gazi'nin kahramanlıklarıdır.bu/ tema dönemin sosyal ve siyasi özellikleriyle örtüşmektedir.
7.Battalname'den alınan metindeki kahramanlık İslam dini içindir.Alperenlik anlayışı bunu gerektirir.
8.Metin tarihi bir olaya dayanmaktadır."Halifenin varlığı, gaza anlayışı, savaşta davulların vurulması, ganimet toplanması, esir alınması " gibi olaylar dönemin sosyal ve siyasi zihniyetini yansıtır.
9. Büyüyle mezarda bulunan birinin çağrılması, Seyyid Battal'ın savaş esnasında gösterdiği olağanüstü kahramanlıklar gerçek hayatta yaşanması mümkün olmayan olaylardır.
10.Metnin anlatıcı her şeyden haberdar olan, olayların öncesini ve sonrasını bilen ilahi bakış açılı hakim anlatıcıdır.
11.Tabloda 2-4-5. cümleleri işaretleyiniz.
12.
"Gördüler ki bir kişi bir ağacın dibinde yatıyor, burnu ve kulağı kesik.
"Hayli cenk ettiler." "Kurt lain iyi ok atan bir melun idi."
"Hemen o evliyaların şahı bir nara atıp meydana girdi."
"Kurt laine öyle bir süngü vurdu ki götürdü, laini yere vurdu."
"Sonra Kayser Esatur o durumu gördü, öfkelendi, altın kemerli dört yüz kul meydana girdi." vb... cümleler tasvirlerle anlatılmıştır.Bu tasvirler anlatılmak istenenin zihinde daha iyi canlanmasını sağlamak içindir.
13.Metindeki "kahramanlık" teması evrenseldir.Çünkü insanoğlu "ideal" olan her şeye ilgi duymuş ve onu yüceltmiştir.Kahramanlık anlayışı da bunlardan biridir.

1.Etkinlik
Metnin yapısını oluşturan ögeler(olay örgüsü,kişiler, yer ve zaman) arasında organik bir bağ vardır.Anlatılan olay belli bir zamanda, belli bir mekanda belli kişiler arasında yaşanır.Metne bütünlük kazandıran olay örgüsünün meydana gelmesini sağlayan unsur da budur.Bu yapı unsurları metnin iletisini vermede ve somutlaştırmayı sağlamada birer araçtır.

SAYFA 91-109 SAYFALAR ARASI CEVAPLARI
B.OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLER
HAZIRLIK
Alp Moğolca kökenli Türkçe kelime olup yiğit, kahraman manasına gelir. Eren ise muhtemelen er kelimesinden türemiş bir Türkçe kelime olup, önceleri alp kelimesine yakın mânâda kullanılmış, sonradan ermiş kişi veya irfan sahibi kişi kastedilerek kullanılmaya başlamıştır. Alp Eren denince kastedilen ise hem bileği kuvvetli hem de gönlü zengin kişidir. çevresi tarafından örnek alınacak, fedakâr, hamiyetli ve benzeri mümtaz vasıfları kendinde toplayan idealist kişidir alperen.

Danişmentoğulları Beyliği:
Orta Anadolu'da kurulmuş bir Türk Beyliğidir. Anadolu'nun hakimiyeti için Anadolu Selçukluları ile uzun yıllar hakimiyet savaşları yapmışlardır. Devletin kurucusu Büyük Selçuklu Devletinin sultanlarından Melikşah'ın kumandanlarından Danişment Gazidir. Danişment Gazi 1080 yılında Sivas'ı ele geçirerek burada kendi beyliğini kurmuştur. Emir Danişment Haçlılara karşı da savaşmıştır. Ayrıca beyliğinin sınrlarını Amasya, Bayburt ve Malatya'ya kadar da genişletmiştir. Danişment Gaziden sonra yerine geçen oğlu Emir Gümüştekin ise Ermenilere karşı kazandığı zaferler ve en ünlü Haçlı reisi Bohemund'u esir edip Niksar Kalesine tıkmasıyla, müslüman dünyasında efsane olmuştur. Danişmentoğulları beyliğine, sürekli savaş halinde oldukları anadolu selçukluları son vermişlerdir. 2.Kılıçarslan 1175 yılında Sivas, Tokat, Niksar ve Amasyayı arka arkaya fethederek bu devlete son vermiştir.
Toplum bünyesinde kalıcı izler bırakan kahramalık hikayeleri geçmişte yaşanılan güzel işleri hatırlatır, bu/toplum bilincini tazeleyip birlik ve beraberliğin tesis edilmesinde önemli katkılar sağlar.

ŞEYHOĞLU MUSTAFA:
Şeyhoğlu Sadreddin Mustafa, XIV. yüzyılın şöhretli mesnevi şairlerindendir. 1340 yılında doğmuş ve muhtemelen 1409 yılından önce ölmüştür. Ölüm tarihi kesin olarak bilinemeyen Şeyhoğlu, Germiyan Beyliği sınırları içinde yaşamış, Germiyan beyi Süleyman Şah'ın ölümünden sonra Yıldırım Bayezid'in yanına gelmiş, Osmanlı sarayına intisap etmiştir. Şeyhoğlu'nun Farsça'dan yaptığı tercümeler çoktur. Fakat onu meşhur eden asıl eseri "Hurşiûdnâme"sidir. Bu eser, mesnevi tarzında yazılmış bir aşk ve macera romanıdır. Önce Germiyan Bey'i Süleyman Şah'a, sonra Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid'e sunulmuştur.Hurşidnâme'nin kahramanlarından Hurşid, Iran ŞahıSiyavuş'un kızı, Ferahşâd ise batılı bir şehzadedir.Şeyhoğlu'nun diğer önemli bir eseri "Kenzü'l Küberâ'dır. Bir çeşit siyasetname olan bu eser padişahların, beylerin, vezirlerin ve kadıların tutumlarını, görev ve sorumluluklarını anlatır.

SAYFA 93
1.Halife'nin Bağdat'ta çıktığı avda kulağı ve burnu kesik bir adam görmesi
Adamın kendisini Esatur Kayser'in bu hale getirdiğini söylemesi
Halife'nin Esatur Kayser'e savaş açması, Malatya'ya gelmesi
Savaşın başlaması,Seyit Battal'ın gösterdiği kahramanlıklar
Esatur Kayser'in yenilmesi
Kayser'in barış istemesi ve yeniden Malatya'ya dönülmesi
2. Kişiler: Seyit Battal, Halife,Esatur Kayser, Süheyl, Seyyid Hazret, Emir Ömer, Daniyal,Anişin Gazi, Büyücü Harus, Şemmas Pir,Güzende Cazu...
Zaman: "Bir gün, ertesi gün,sonra, o dem" gibi belirsiz zaman ifadeleri..."

Mekan: " Rum,Malatya şehri,Cebel Dağı, Bağdat,meydan, " gibi mekanlar...
3. Metinde Seyyid Battal ve Esatur Kayser tip, diğerleri karakterdir.Çünkü bunlar eserden esere özellikleri değişmeyen,bu/ tavır ve davranışları belirli olan kişilerdir.Seyyid Battal Gazi ve Kayser olay örgüsünün ana kahramanları diğerleri ise yardımcı karakter işlevine sahiptirler.

SAYFA 94
4. Metinde mekan adlarında tasvirlerle anlatım yoktur.Bunlar sadece olayların yaşandığı mekan isimleri olarak kullanılmıştır.mekan/ isimleri olay örgüsünde olayların geçtiği yeri anlatma işlevine sahiptir.
5.Metinde belirli zaman ifadeleri yoktur.Giriş bölümündeki açıklayıcı bilgilerden hareketle metnin olay örgüsünün 8.yüzyılda yaşandığı söylenebilir.
6.Metnin teması Battal Gazi'nin kahramanlıklarıdır.bu/ tema dönemin sosyal ve siyasi özellikleriyle örtüşmektedir.
7.Battalname'den alınan metindeki kahramanlık İslam dini içindir.Alperenlik anlayışı bunu gerektirir.
8.Metin tarihi bir olaya dayanmaktadır."Halifenin varlığı, gaza anlayışı, savaşta davulların vurulması, ganimet toplanması, esir alınması " gibi olaylar dönemin sosyal ve siyasi zihniyetini yansıtır.
9. Büyüyle mezarda bulunan birinin çağrılması, Seyyid Battal'ın savaş esnasında gösterdiği olağanüstü kahramanlıklar gerçek hayatta yaşanması mümkün olmayan olaylardır.
10.Metnin anlatıcı her şeyden haberdar olan, olayların öncesini ve sonrasını bilen ilahi bakış açılı hakim anlatıcıdır.
11.Tabloda 2-4-5. cümleleri işaretleyiniz.
12.
"Gördüler ki bir kişi bir ağacın dibinde yatıyor, burnu ve kulağı kesik.
"Hayli cenk ettiler." "Kurt lain iyi ok atan bir melun idi."
"Hemen o evliyaların şahı bir nara atıp meydana girdi."
"Kurt laine öyle bir süngü vurdu ki götürdü, laini yere vurdu."
"Sonra Kayser Esatur o durumu gördü, öfkelendi, altın kemerli dört yüz kul meydana girdi." vb... cümleler tasvirlerle anlatılmıştır.Bu tasvirler anlatılmak istenenin zihinde daha iyi canlanmasını sağlamak içindir.
13.Metindeki "kahramanlık" teması evrenseldir.Çünkü insanoğlu "ideal" olan her şeye ilgi duymuş ve onu yüceltmiştir.Kahramanlık anlayışı da bunlardan biridir.

1.Etkinlik
Metnin yapısını oluşturan ögeler(olay örgüsü,kişiler, yer ve zaman) arasında organik bir bağ vardır.Anlatılan olay belli bir zamanda, belli bir mekanda belli kişiler arasında yaşanır.Metne bütünlük kazandıran olay örgüsünün meydana gelmesini sağlayan unsur da budur.Bu yapı unsurları metnin iletisini vermede ve somutlaştırmayı sağlamada birer araçtır.

DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN DESTANI'NI BEYAN EDER HANIM HEY
Sayfa 98
14.METNİN OLAY ÖRGÜSÜ:
v Destandaki olay Bayındır Han’ın “yılda bir kere ziyafet verip Oğuz beylerini misafir” etmesi ile başlar.
v Bayındır Han’ın Oğuz Beylerine ziyafet vererek ve onları huzuruna davet etmesi.
v Bayındır Han’ın ziyafet için şartlar öne sürmesi ve bu şartlar doğrultusunda misafirleri sınıflandırılması.
v Dirse Han’ın Bayındır Han tarafından kara otağa oturtulması ve bunun sonucu Dirse Han’ın üzüntüsü(Çocuğu olamayışı .)v Dirse Han’ın çocuğu olmamasına üzülmesi ve evine gelerek bunu hatunu ile istişare etmesi.
v Eşin çocuk sahibi olmak için Dirse Han’a yapması gerekenleri söylemesi.
v Duaların kabul olması ve Dirse Hanın bir erkek çocuğunun olması
v Çocuğun büyüyüp 15 yaşına gelmesi
v Delikanlının Bayındır Han’ın boğasını yenerek Dede Korkut tarafından Boğaç adını alması ve bunun sonucunda Oğuz tarafından onanması.
v Boğaç Han’a hanlık ve taht verilmesi kırk namertin bunu kıskanması.
v Boğaç Han’ın kırk namerdin yalanları yüzünden babası tarafından öldürülmek istenmesi.
v Ok ile avlanan Boğaç Han’ın Dirse Han tarafından ölüme terk edilmesi.
v Annenin Boğaç Hanı arayıp yaralı halde bulması ve tedavi ettirmesi
v Boğaç Han’ın yaralarının iyileşmesi ve kırk namerdin bunu öğrenerek endişelenmesi.
v Dirse Han’ın kırk namert tarafından tutsak alınarak kaçırılması.
v Boğaç Han’ın kırk namertle savaşarak babasını kurtarması.
v Boğaç Han’ın babası Dirse Han’ı kırk namerdin elinden kurtarması sonrasında Bayındır Hanın ona beylik vermesi
Dede Korkut'un Boğaç Han için destan söyleyip dua etmesi
15.Metinde cümleler kısa, dil son derece sade ve anlaşılır bir Türkçedir.

Metindeki bazı ekler ve sesler zamanla ses değişikliğine uğramıştır.
SES DEĞİŞİKLİĞİNE UĞRAYAN KELİMELER VE GÜNÜMÜZDEKİ KARŞILIKLARI:
hanun> hanın
yigitleri > yiğitleri (g>ğ değişimi)
karşuladılar > karşıladılar (u>ı değişimi)
getürüp > getirip (ü>i değişimi)
kondurdılar > kondurdular (ı>u değişimi)
kiçe > keçe (i>e değişimi)
yahnısından > yahnisinden ( ı>i değişimi)
önine > önüne ( i>ü) değişimi
getürdiler > getirdiler ( ü>i değişimi)
böyledür > böyledir (ü > i değişimi)
benüm > benim ( ü>i değişimi)
eksikligüm > eksikliğim (g>ğ değişimi ü>i değişimi)
gördi > gördü ( ü>i değişimi)
kılıcumdan > kılıcımdan
suframdan > soframdan ( u>o değişimi)
ağ> ak ( ğ>k değişimi)
oldı > oldu (ı > u değişimi)
kim > ki ( m ünlüsün düşmesi)
didi > dedi ( i> e değişimi)
oğlı > oğlu (ı > u değişimi)
dahı> dahi ( ı >i değişimi)
kalkuban > kalkarak ( -uban zarf fiil eki kullanımdan düşmüş)
yirinüz> yeriniz (i>e değişimi & ü > i değişimi)
karayıb > garaip

KULLANILMAYAN KELİMELER
aydur (de-, söyle-)
kargayupdur ( beddua etmiştir.)
örü turdu (yerinden kalktı)

Sayfa 99
16.Verilen özelliklerden 1. 2.3.4.6.7.8.9.11.12. cümleler Boğaç Han Hikayesinde bulunur.

17. Hikayede toplumun değerlerinin benimsenmesi ve yaşaması için çaba harcayan Dede Korkut, aynı zamanda kahramana ad veren onun ruhsal olarak doğmasını sağlayan norm bir karakterdir. Kahramanın simgesel anlamda yeniden doğuşunun yönlendirici gücü olan Dede Korkut, kahramanın başarılarından sonra onun için Tanrı’ya dua eder, destanlar söyler.

18.
a) Aile bağlarının sağlamlılığı: Annesinin Boğaç Hanı arayıp bulması onu gizlice tedavi ettirmesi, Boğaç Hanın babasını kırk namerdin elinden kurtarması
b) Kahramanlığın yüceltilmesi: Boğaç Hanın Bayındır Hanın boğasını öldürmesinden sonra babası tarafından ona taht ve beylik verilmesi
c)Çocuk sevgisi ve çocuğa verilen değer: Metinde çocuğu olamayan Dirse Hana beddua edilmesi, Dirse Han’ın Bayındır Han tarafından kara otağa oturtulması...
d)Çocuğa ad verilme biçimi: Gösterilen kahramanlıktan sonra bilge bir kişilik olan Dede Korkut'un gelip ad koyması

19.Dede Korkut’ta kadınlara büyük değer verilir. Kadınların toplumun içindeki konumları çok yüksektir. Ailede bir erkek kadar söz sahibidirler. Erkekler bir karar almadan önce hanımlarına danışırlar. Bir erkek kadınına güzel sözlerle hitap eder, onu çok güzel bir şekilde tasvir eder.

20.Tonyukuk Bilge Kağan'ın baş veziri ve akıl hocasıdır, tecrübeli bir devlet adamıdır.
Ögdilmiş: Kutadgu Bilig'de akıl,zeka ve ilmi temsil eder.
Dede Korkut ise hikayelerde kendisine akıl danışılan, tecrübeli bir bilge kişidir.
Türk Devlet geleneğinde yöneticilerde aranan en önemli özellikler akıl,bilgelik ve tecrübedir.Türk Devlet geleneğinde danışarak kararları alma çok önem verilen bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu mekanizma, alınan kararların isabetini ve uygulamadaki başarısını yakından etkilemiştir.

SAYFA 102
OLAYIN OLUŞUM AŞAMALARI
Ø Danişment Gazi’nin Zile’yi fethetmek için hazırlık yapmaları
Ø Kafirlerin gece baskını yapıp yüz kişiyi şehit etmeleri ve kaleye çekilmeleri
Ø Melik Gazi’nin askerleriyle kaleye hücum etmeleri
Ø Abdurrahman Gazinin mancınık almak için Tokat’a gitmesi ve Gümeneklilerin isyan ettiğini görmesi
Ø Kafirlerin İslam askerlerine saldırmaları ,bazılarını esir alıp kaleye çekilmeleri
Ø Melik’in üzgün şekilde geri dönmesi
Ø Melik’in otağında bir papaz görmesi ve onun kaleye giriş yolunu bildirilmesi için gönderildiğini söylemesi
Ø Melik Gazinin papazın gösterdiği yoldan gizlice kaleye girmesi
Ø Kalenin zapt edilmesi ve Emenos’un öldürülmesi
Ø Melik Gazi ve askerlerinin Tokat’a hareket etmesi "(blogkafem.net) "
Ø Düşmanla savaşılması ve Tokat’ın ele geçirilmesi
22. Danişmentoğulları Beyliği Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın komutanlarından Danişment Gazi Gümüştegin Ahmet Bey tarafından kuruldu. Başkenti Sivas’tır. Beyliğin sınırları zamanla Tokat, Niksar, Amasya, Çankırı, Çorum, Kastamonu, Kayseri, Elbistan ve Malatya’ya kadar ulaşmıştır. Danişment Gazi Anadolu Selçuklu Sultanı I.Kılıç Arslan ile birlikte Haçlılara karşı büyük başarılar kazandı.Verilen metinde Danişment Gazi’nin Haçlılara karşı gösterdiği kahramanlıklarla Zile ve Tokat’ı ele geçirdiğini görüyoruz.Tarihi gerçeklikler metinde olağanüstü özellikler katılarak anlatılmıştır.

23. Alp kelime anlamı yiğit, kahraman, bahadır ve cesur olup savaş meydanlarında gözünü kırpmadan hak uğrunda çarpışan askerdir. Türkler İslam’ı kabul etmeden önce cihan hâkimiyeti sloganı ile Alp ruhuyla savaşırken İslamiyet’i kabul ettikten sonra eren ruhunu da bünyesine sindirerek Alperenlik ruhuyla İla-yı Kelimetullah üslubunda cihad karakterini kazanmıştır. İ’la-yı Kelimetullah ,(blogkafem.blogspot.com)Allah’ın ismini ve Kitabını (yani sözleri ve mecmuası olan Kur’anın yasa olarak uygulanması) yüceltmek demektir. Alp’lik ilk olarak Gazneliler devrinden itibaren Müslüman emirlerin hükümlerinde kullanılmaya başlamıştır. Abdulkerim Satuk Buğra Han’ın İslamı kabul etmesiyle birlikte erenlik vasfı, (yani İslamın yaşayış biçimini de alarak) Alperenlik sıfatına kavuşarak Müslüman olan Türkler arasında yayılmıştır.Örneğin Alptegin, Alpaslan, Alp-er han ve Osmanlılarda Gündüz Alp gibi isimler de kullanılmaya başlanmış ve aynı zamanda da Mücahid dervişlere de Alperen denilmeye başlanmıştı.(blogkafem.blogspot.com'dan alıntıdır)Alperenler Osmanlının kuruluşunda büyük rol oynamışlardır. Alperenler daha ziyade sınır boylarında görev almışlardır. Devletin sınırları genişledikçe uç boylarına doğru kayarak orada İslamı yaymak suretiyle büyük tebliğ görevini yaparken düşmana karşı savaşmayı da Alperenlik ruhuna uygun olarak yaparlardı.

24.Danişmentname adlı metinde
Ø Kısa cümleler kullanılmıştır.”
Ø Oğuz Türkçesinin özelliklerini taşımaktadır.
Ø Özgün metinde kullanılan bazı seslerle günümüz Türkçesindeki sesler arasında farklılaşmanın olduğu görülmektedir.

SES DEĞİŞİKLİĞİNE UĞRAYAN KELİMELER
§ Kılur > kılar (u>a değişimi)
§ Kal’a > kale (a>e değişimi)
§ Kapusın > kapısını
§ Açup > açıp
§ Turdılar > durdular
§ Karşu> karşı
§ Turup > durup (t > d değişimi)
§ Ceng iderlerdi > cenk ederlerdi (i>e & g>k değişimi)
§ Kalup > kalıp
§ Kafirün >kafirin
§ Niçesi > nicesi
§ Ugrın (gizli) >günümüzde kullanılmamaktadır
§ Kankı> hangi
§ Var-ısa> varsa
§ Bağladılar > bağladılar (g>ğ değişimi)
§ İrdiler > erdiler

 

25.

BATTAL-NAME DANİŞNENTNAME


-->Her iki eser de destan geleneğine bağlı olarak oluşturulmuştur.

 

Devamı için Tıkla

 

Kaynak:www.blogkafem.blogspot.com

353
0
0
Yorum Yaz