23 07 2012

'LYS'de puan hesaplanması unutuldu' iddiası

LYSde puan hesaplanması unutuldu iddiası |  görsel 1

  LYS’ye giren 200 bin adayın, bazı puan türlerinde puanlarının hesaplanmasının unutulduğu öne sürüldü. Yaklaşık 870 bin adayın puanının yeniden hesaplanması gündeme gelebilir.   İSTANBUL - Geçen sene KPSS’de kopya çekildiği, bu yıl da soruların sızdırılması yönündeki iddialar nedeniyle zor günler geçiren ÖSYM’nin başı bu kez de Lisans Yerleştirme Sınavı’yla (LYS) dertte. Habertürk gazetesinde yer alan habere göre; Türkçe-Matematik (TM) alanlarından mezun olan öğrencilerin Matematik-Fen (MF), Sosyal Bilimler bölümlerinden mezunların da Türkçe-Matematik  puanlarının hesaplanması unutuldu. Hatanın düzeltilmesiyle birlikte 870 bin öğrencinin başarı sırasının değişmesi bekleniyor. LYS’de 180 puan barajını aşamadığı için elendiği belirtilen yaklaşık 200 bin öğrenciden 100 bini de barajı aşarak, tercih hakkına kavuşacak. FARKLI TABLO ÖSYM'nin yayımladığı tablolarda 180 ve üzerinde puan alan adayların okul türü ve alanlarına göre dağılımına bakıldığında en çarpıcı sonuçlardan biri MF puanları da hesaplanan Türkçe-Matematik bölümlerinden mezun öğrencilerde görüldü. 2011 yılında MF puan türlerinden biri olan MF-1’de Türkçe-Matematik alanında baraj geçenlerin sayısı 139 bin 494. Ancak bu yıl sayıları 26 bin 711. Geçen yıl MF-2’de aynı gruptan barajı geçen sayısı 103 bin 448 iken, bu yıl sayıları 4 bin 726’ya düştü. Bu puan grubundaki gariplik MF-3 ve MF-4 puan türlerinde de sürdü. Geçen yıl MF-3 puan türünde 104 bin 868 Türkçe-Matematik alanından öğrenci barajı aşarken, sayıları bu yıl 4 bin 820 oldu. MF-4 puanında ise geçen yıl 132 bin 738 ö... Devamı

20 07 2012

2012 LYS sonuçları

2012 LYS sonuçları |  görsel 1

2012 Lisans Yerleştirme Sınavı'nın sonuçları açıklandı. Adaylar sınav sonuçlarını ''http://sonuc.osym.gov.tr/'' internet adresinden öğrenebilecek.   Devamı

13 02 2012

İstanbul Üniversitesi Sözleşmeli Personel Alım İlanı (257 kişi)

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ 4/B (SÖZLEŞMELİ PERSONEL) ALIM İLANI Üniversitemiz Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezlerinde (giderleri döner sermaye gelirlerinden karşılanmak üzere) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 4. maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilmek üzere 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Kararnameye ekli 28.06.2007 tarih ve 26566 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar’ da yer alan ek 2’inci maddenin (b) fıkrasına göre 2010 KPSS (B) gurubu puan sırası esas alınmak suretiyle aşağıda belirtilen pozisyonlara sözleşmeli personel alınacaktır. 1- Başvuracak adaylarda yukarıda belirtilen özel şartlar ile 657 sayılı Kanunun 48. maddesinde belirtilen genel şartlar aranır. 2- Herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı almıyor olmak. 3- Tüm pozisyonlar için haftalık çalışma süresi 40 saati aşmayacak şekilde ilgili birimin yönetimi tarafından belirlenecek saatlerde görev yapma (gece dâhil) şartını kabul etmek. 4- 2010 yılı KPSS (B) grubu sınavlarına girmiş olmak, Lisans Mezunları için KPSSP3 Ön Lisans Mezunları için KPSSP93 Ortaöğretim Mezunları için KPSSP94 puanı esas alınacaktır. 5- 5917 sayılı Kanunun 47. Maddesi’nin 5. Fıkrası a ) 2 bendi gereğince, 4-B Sözleşmeli personel olarak çalışmakta iken istifaen görevinden ayrılarak sözleşmesi feshedilenler; fesih tarihinden itibaren 1 (bir) yıl süre geçmeden başvuruda bulunamazlar. 6- İlanda belirtilen Büyük Ölçekli Kamu Hastanesi tanımında (800 veya daha üstü yatak kapasitesi olan birimleri veya yan kuruluşları kastedilmektedir.) BAŞVURU ŞEKLİ: Adayların, ilanın gazetede yayımlandığı günü izleyen 15 gün i... Devamı

01 03 2011

10.Sınıf Edebiyat 2010 - 2011 Sezon 117 - 135 arası cevaplar

  2.Gazelde işlenen aşk teması somut ifadelerle ifade edilmiştir. Örneğin şair sevgiliye kavuşma arzusunu mumla somutlaştırmıştır.Yine gazelde aşık durumunu bir hastaya benzetiyor, tıpkı bir hastanın doktordan deva beklemesi gibi sevgiliden deva bekliyor. 3.Gazel divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimidir. Önceleri Arap edebiyatında kasidenin tegaüzzül adı verilen bir bölümü iken sonra ayrı bir biçim halinde gelişmiştir. Arapça'da "Kadınlarla Âşıkça söyleşi" manasına gelmektedir. İlk Gazel'i 530'da ölen İmruü'l-Kays'ın yazdığı söylenmektedir. İlk dönemlerde (İslam dininin ilk dönemlerinde) fazla ilgi görmemekle birlikte tepkiler de toplayan gazel daha sonra İran edebiyatında çok büyük ilgi görmüş ve Osmanlı Edebiyatı'na da buradan geçiş yapmıştır. Osmanlı Edebiyatı'nda gazelin en güzel örneklerini Fuzuli,Baki, Şeyhülislam Yahya, Nabi,Nedim,Şeyh Galib vermiştir. Ø Gazel beyit denilen ikili dizelerden oluşur. Ø konusu genellikle liriktir. Ø Gazelin beyit sayısı 5-15 arasında değişir. Daha fazla beyitten olaşan gazellere müyezzel ya da mutavvel gazel denilir. Ø Gazelin ilk beyti "matla", son beyti ise "makta" adını alır. Ø Matla beytinin dizeleri kendi aralarında uyaklıdır (musarra). Sonraki beyitlerin ilk dizeleri serbest ikinci dizeleri ilk beyitle uyaklı olur (aa, ba, ca ...). Birden fazla musarra beytin bulunduğu gazel zü'l-metali, her beyti musarra olan gazel ise müselsel gazel adıyla bilinir. Ø İlk beyitten sonraki beyte "hüsn-i matla" (ilk beyitten güzel olması gerekir), son beyitten öncekine "hüsn-ü makta" (son beyitten güzel olması gerekir) denir. Ø Gazelin en güzel beyti ise beyt&uum... Devamı

01 03 2011

10.Sınıf Edebiyat 2010 - 2011 Sezon 106 - 117 arası cevaplar

SAYFA 106 26.Hurşidname adlı metnin anlatım biçimi öyküleyici anlatımdır. 27.”Hurşidname” adlı metinin olay örgüsü Ø Hurşid ile Boğa Hanın savaş meydanında karşılaşmaları Ø Hurşid ile Boğa Hanın diyalogları Ø Hurşid’in yüzünden zırhı kaldırması ve Boğa Hanın Hurşid’in güzelliğinden kendinden geçmesi Ø Hurşid’in Boğa Hanı öldürmesi 28.Teması aşktır. EK BİLGİ: (mutlaka okuyunuz) Bu eserin tenkitli metnini hazırlayıp inceleyerek ilim âlemine sunan Prof Dr. Hüseyin AYAN “Hurşîd-nâme’de Aşk” başlığıyla, eserdeki beşerî ve ilahî aşkın tezahürü üzerinde durmuştur. H. Ayan burada, beşerî aşkla ilahî aşkın eserde yan yana yürüdüğünü ve bunların birbirinden ayrılmasının güçlüğünü belirtir. Hurşîd’in güzelliği, bu güzelliği görenin bayılması ve uzun süre kendisine gelememesi, görmeden âşık olma, aşkın ve âşıkların hâlleri, aşk-akıl ilişkisi, aşkın söz, saz ve resim yoluyla ortaya çıkışı ve sözün etkisi… gibi konuların ele alındığı kısımda, Şeyhoğlu’nun aşk hakkındaki fikirleri de verilmiştir. H. Ayan bunları şöyle sıralar: “1. Aşkın gizli nice dünyaları vardır ki akıl bunlardan asla haberdâr olmaz, 2. Aşka boyun eğmeyenler bu âlemlerden bîgânedir, 3. Âşık olmayan insanların kişiliği yoktur, 4. Âşık olmayan insanlar gözden, kulaktan dilden ve dudaktan lezzet alamazlar, 5. Âşık olmayan insanlar, ne insanın ne kâinatın sırrını ve seyrini temâşâ edemezler.” H. Ayan bunlardan sonra; bu beş unsurla aşkı târif ederek çeşitli açıklamalar yapmayı da ihmâl etmez. Bu açıklamalarda g&o... Devamı

01 03 2011

10.Sınıf Edebiyat 2010 - 2011 Sezon 87 - 106 arası cevaplar

Sayfa 87 Nazım birimleri beyittir. İkisinde de tasavvufi halk şiiri geleneği görülür. Sanatsal kaygı ikinci planda tutulmuş, daha çok tasavvuf düşüncesini ve dinsel değerleri yayma amacı güdülmüştür. Bu yönüyle bu tür şiirlerde didaktik unsurlar ağır basmaktadır. Arapça ve Farsça sözcükler kullanılmıştır. Allah ve Peygamber aşkı coşkulu biçimde ifade edilmiştir. İkisi de ahenklidir.(Kafiye,redif,ölçü ve her türlü ses benzerliği) Dini-tasavvufi halk şiiri nazım türleridir. Halkın anlayabileceği sade ve yalın bir dille yazılmışlardır. 15. Dörtlükler halinde yazılmışlardır. İkisi de hece ölçüsüyle yazılmıştır. Düz kafiye kullanılmıştır. Tasavvufi halk şiiri geleneğine bağlıdırlar. Sanatsal kaygı ikinci planda tutulmuş, daha çok tasavvuf düşüncesini ve dinsel değerleri yayma amacı güdülmüştür. Bu yönüyle bu tür şiirlerde didaktik unsurlar ağır basmaktadır. Ahenkli ve yalın bir söyleyişleri vardır. Dönemlerinin dil özelliklerini yansıtırlar. Tasavvufi ögelere yer verilmiştir. 16) Yunus Emre ve Abdal Musâ'nın şiirleri Anadolu'daki ilk mutasavvıf olan Ahmet Yesevi'nin başlattığı dini-tasavvufi halk şiiri geleneğinin devamıdır. 17. 4.ve 5. metinler Hakaniye Lehçesinin 1.ve 3. metinler ise Oğuz Türkçesinin özelliklerini yansıtmaktadır.Yunus Emre ilahisinde "ben" zamiri Ahmet Yesevi'nin hikmetinde "min" şeklini almıştır. Hakaniye Lehçesinde bulunma hal eki olan "de" "dın" şeklinde Oğuz Türkçesinde ise "da" (sertleşmeye uğramayarak) şeklindedir. Oğuz Türkçesinde yönelme hali olan "-e-a" yine "-e,-a" şeklinde;fakat Hakaniy... Devamı

01 03 2011

10.Sınıf Edebiyat 2010 - 2011 Sezon 74 -87 arası cevaplar

* MESNEVİ: * Bugünkü hikaye ve romanın, sözlü edebiyat dönemindeki destanın divan edebiyatındaki karşılığıdır. * Divan edebiyatının en uzun nazım şeklidir. * Beyit sayısı sınırsızdır. * Savaş, aşk, din, ahlak, menkıbeler… gibi birçok konu işlenir. * Her beyiti kendi arasında kafiyelenir : (aa/bb/cc/dd/ee/ff...) * Divan şiirinde bir şairin beş mesnevisine “hamse” denir. ( Fuzuli, Ali Şir Nevai hamse sahibidir) * En tanınmış mesnevilerimiz: Aşk konulu > Leyla vü Mecnun ( Fuzuli), Hüsn ü Aşk (Şeyh Galip) Mizahi > Harname ( Şeyhi) Bir şehri anlatan > Şehrengiz ( Taşlıcalı Yahya) Dini ve Tasavvufi > Mevlit ( Süleyman Çelebi) Ahlaki ve Öğretici > Hayriye ( Nabi ), Kutadgu Bilig * ATATÜRK'ÜN TÜRK KÜLTÜR VE MEDENİYETİ İLE İLGİLİ SÖZLERİ Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür. Bu sözü burada ayrıca izaha lüzum görmüyorum. Çünkü bu, Türkiye Cumhuriyetinin okullarında birçok vesilelerle eser halinde tesbit edilmiştir. 1936 Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden mâna çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek, zekâyı terbiye etmektir. 1936 Türkiye Cumhuriyeti çocukları, kültürel insanlardır. Yani hem kendileri kültür sahibidirler, hem de bu özelliği muhitlerine ve bütün Türk milletine yaymakta olduklarına kanidirler. 1936 Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türk Cumhuriyetinin temel dileği olarak temin edeceğiz. 1932 Bir millî terbiye programından bahsederken, millî karakter ve tarihimizle mütenasip bir kültür kastediyoruz. Temmuz 1924 Şimdiye kadar takibolunan tahsil ve terbiye usullerinin milletimizin gerilemesinde en mühim... Devamı

01 03 2011

10.Sınıf Edebiyat 2010 - 2011 Sezon 52 -74 arası cevaplar

SAYFA 52 4.etkinlik Destan parçalarındaki ortak motif “SU” motifidir. Su: Türkler arasında temizleyici, kötü ruhlardan ve hastalıklardan koruyucu bir unsur olarak kabul edilmiş, ateşe bağlı olarak birçok inancın ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Türklerin Müslüman olmalarından sonra da ateşle ilgili inanışlar devam etmiş; ateş üzerine tükürmek, ateşi su ile söndürmek, ateşe karşı küfretmek günah kavrama dâhil edilmiştir. 1.) Zülkarneyn’in 22 kişiyi görerek “Bunlarda Türk alametleri var ;bunları görünce kimseye sormadan bunlar için “Türk manend” dedi ki manası “Türk’e benziyorlar” demektir.Bu ad o adamlar için bugüne kadar kaldı.”Diğerleri Altın Kan ve Şu şehrinin adı…(Metinden bulunuz) Günümüzde de yer adlarının verilişi ile ilgili benzer anlatımlar vardır. Örneğin Tavşanlı ilçesinin adı: Yıldırım Bayezıd yanında bulunan diğer görevlilerle birlikte Bursa’dan Kütahya’ya Germiyan Beyinin kızını görmeye gelirken Tavşanlı sahrasından geçer.O zamanlar buraları fundalık-çalılıktır.Yıldırım Bayezıd,burada avlanır ve tavşanların bol olmasından dolayı da “Buranın tavşanı çok” der.O günden bu güne burası “Tavşanlı”olarak kalır. 2)Her iki destanda da “su” motifi kullanılmıştır.Her iki destanda da Kalaç soyunun etnik kaynağının etimolojik yönden destan yapısı içinde yer alır.Oğuz Kağan Destan’ında daha çok olağanüstülük vardır. 3) Oğuz Kağan da Hakan Şu da Türk hükümdarıdır.İkisi de olağanüstülükler gösteren bir yapıya sahiptir.Mücadeleleri şahsi değil millidir. SAYFA 53 DEĞERLENDİRME 1) 1- Doğuş (oluşum) aşaması: Bu aşamada mil... Devamı

16 12 2010

10.Sınıf Edebiyat 2010-2011 sayfa 51-121 arası cevaplar

SAYFA 51 16) Her iki destanın teması da kahramanlıktır.Kahramanlık teması evrenseldir 2.ETKİNLİK Şu Destanı Odysseia Kişiler Şu, İskender … Kişiler: Odysseia , Kikonlar,Lotofaglar,Kirke,Kaly psoPenelope,Laertes,Antinoos Tema: Kahramanlık Kahramanlık Kişiler bakımından her iki destanda da olağanüstü güçlere sahip kahramanlar bulunmaktadır. 18) Mitolojik unsurlar,hayatla mücadele, dini inançlar ve musiki destan dilinin oluşmasını sağlayan unsurlardır.Destan dili bu ögeler üzerine kurulur. • 19) Destan dili şiirsel bir yapıya sahiptir, doğal dil değildir. • Destan dili ahenklidir, doğal dil değildir. • Destan dilinde sanatsal işlev vardır, doğal dilde genelde göndergesel işlev kullanılır. • Destan dili mitolojik unusurları barındırır, doğal dil barındırmaz. • Destan dilinin coşkulu, epik bir anlatımı vardır, doğal dilin genelde yoktur. • Doğal dil destan diline göre daha akıcıdır. • Destan dili abartılıdır, doğal dil daha yalın ve sadedir. • Doğal dildeki göstergelerin karşılama gücü belli yere kadardır.Fakat insanların hayal dünyası sınırsız olduğu için göstergeleri belli bir noktaya kadar kullanabilir.Bu nedenle göstergeleri bir noktaya kadar kullanabilir.Destan dilinin olağanüstülükleri karşılaması ancak bununla mümkün olur. • 3.etkinlik: bknz. Hazırlık çalışması 20) Oluşumu: * Halkı derinden etkileyecek bir olayın yaşanması * Bu olayda öne çıkan bir kahramanın olması * Toplumda derin izler bırakan olay ve kahramanın destansı öykülerinin ozanlar tarafından söylenmesi ve bunun yayıl¬ması * Güçlü bir şairin toplum içinde anlatıla anlatıla zenginleştiril¬miş hikâyeleri derleyerek yeniden yazması. Destanların bir ozan tarafından son hâli verilinceye kadar olan süreç... Devamı